İlber Ortaylı'nın "mutlaka görün" dediği rotaları keşfedin cümlesini ilk duyduğumda, bunun bir tatil broşürü değil neredeyse bir okuma listesi olduğunu fark ettim. Ortaylı'nın röportajlarında ve kitaplarında tekrar tekrar andığı yerler turistik "top 10" listeleriyle örtüşmüyor; o, bir şehri tarihin kavşağında durduğu için öneriyor. Ben bir seyahat editörü olarak yıllardır az bütçeyle çok şey görmenin peşindeyim ve bu kez kendime bir görev verdim: hocanın işaret ettiği duraklardan ulaşabildiklerimi, gerçekten cebime uygun şekilde gezmek. Bu yazı o rotanın günlüğü; hem nereyi neden görmeli hem de oraya nasıl ucuza gidilir, ikisini bir arada anlatıyorum. İlber Ortaylı'nın "mutlaka görün" dediği rotaları keşfedin derken aslında tarihe bir tür zaman yolculuğu öneriyorum.

Neden bir tarihçinin rotasını takip etmeli?

Çoğu gezi listesi "fotoğrafı güzel" yerleri sıralar. Ortaylı'nın önerileri ise farklı bir mantıkla kurulu: bir şehri, medeniyetlerin birbirine değdiği nokta olduğu için önemser. İstanbul'u Bizans ve Osmanlı'nın üst üste bindiği katman, Viyana'yı Avrupa'nın doğuyla yüzleştiği eşik, Semerkant'ı İpek Yolu'nun kalbi olarak anlatır. Bunu kavradığınızda gezdiğiniz yer bir arka plan olmaktan çıkıp bir hikâye oluyor.

✈️Viyana uçak biletiGüncel en düşük fiyatları gör →

Ben bu rotayı çıkarırken hocanın söyleşilerinden ve eserlerinden topladığım yer adlarını bir haritaya işledim. Sonuçta dört eksen çıktı: İstanbul ve çevresi, Orta Avrupa (Viyana-Budapeşte-Prag), Rusya (Petersburg) ve Türkistan (Semerkant-Buhara). Hepsini tek seferde gezmek ne bütçeye ne takvime sığar; ama her birini ayrı bir kaçamak olarak planlayınca yıl içine yayılabiliyor.

✈️Budapeşte uçak biletiGüncel en düşük fiyatları gör →

Önemli not: Ortaylı belirli bir "resmi liste" yayınlamış değil; bunlar farklı söyleşilerinde sıkça andığı, ben bir gezgin gözüyle bir araya getirdiğim yerler. Yani burada size hocanın ağzından bir buyruk değil, onun bakışından ilham alan bir gezi önerisi sunuyorum.

İstanbul: kendi şehrimizi yeniden öğrenmek

Hocanın en çok vurguladığı şey, İstanbul'u yaşayanların çoğunun aslında onu gezmediğidir. Ben de denedim: bir hafta sonunu "turist gibi" İstanbul'a ayırdım ve şaşırtıcı derecede yeni şeyler gördüm. Ayasofya, Sultanahmet, Topkapı zaten herkesin bildiği üçlü; ama Ortaylı'nın asıl işaret ettiği derinlik Süleymaniye Camii ve külliyesi, Kariye (Chora) Müzesi'nin mozaikleri ve Fethiye Camii / Pammakaristos gibi katmanlı yapılarda.

Ucuza gezmenin püf noktası: Müze Kart (yıllık tahmini birkaç yüz lira) birkaç gün üst üste gezecekseniz fazlasıyla amorti ediyor. Eminönü'nden Eyüp'e vapurla çıkıp Pierre Loti'ye teleferikle (toplu taşıma kartıyla) tırmanmak, Haliç manzarasını bedavaya yakın fiyata sunuyor.

Bir günü de Boğaz'ın Bizans-Osmanlı surlarına ayırın: Yedikule'den Ayvansaray'a kara surları boyunca yürümek tarihin içinden yürümek gibi. Bu rotanın tamamı toplu taşıma ve yürüyüşle, neredeyse hiç para harcamadan yapılabiliyor.

Orta Avrupa üçgeni: Viyana, Budapeşte, Prag

Ortaylı'nın Habsburg dünyasına ilgisi malum; Viyana onun anlatımında Avrupa'nın merkezlerinden biri. Ben bu üç şehri tek seferde, trenle birbirine bağlayarak gezdim ve bütçe dostu Avrupa kaçamağı isteyenlere bunu özellikle öneriyorum. Viyana-Budapeşte arası tren yaklaşık 2,5 saat, Viyana-Prag arası yaklaşık 4 saat; erken alınan biletlerde tahmini 15-30 euro aralığında fiyatlar yakalanabiliyor.

Viyana'da Kunsthistorisches Museum (sanat tarihi müzesi) ve Schönbrunn Sarayı Habsburg ihtişamını anlatır; bahçeler ücretsiz, sadece saray içi biletli. Budapeşte'de Buda Kalesi'nden Tuna manzarası ve Balıkçı Tabyası bedava; akşam Zincir Köprü'nün ışıkları paha biçilemez ama bedava. Prag'da ise Eski Şehir Meydanı, Astronomik Saat ve Charles Köprüsü'nü gezmek için tek kuruş gerekmiyor.

Ucuza kalmanın yolu: bu üç şehirde de merkeze metroyla bağlı, biraz dışta hostel/pansiyon tutmak. Yemekte öğlen menülerini (Almanca Mittagsmenü, Çekçe polední menu) tercih ederseniz akşam fiyatının yarısına doyuyorsunuz; bu benim Orta Avrupa'da en çok işe yarayan taktiğim oldu.

Petersburg: çarların başkentinde bir hafta sonu

Ortaylı'nın Rusya tarihine ve özellikle Petersburg'a hayranlığı belli. Bu şehir gerçekten de Avrupa'nın en görkemli müze-kentlerinden; Ermitaj Müzesi tek başına bir ülkeyi gezmek gibi. Ben Ermitaj'a bütün bir gün ayırdım ve yine yarısını görebildim. Kışlık Saray, Nevski Bulvarı, Kanlı Kilise ve şehre yarım saat uzaktaki Peterhof'un fıskiyeli bahçeleri görülmeden olmaz.

Burada dürüst bir uyarı: Rusya'ya seyahatte güncel siyasi durum, uçuş bağlantıları ve vize/giriş koşulları sık değişiyor. Gitmeden önce mutlaka resmi seyahat tavsiyelerini ve güncel uçuş durumunu kontrol edin; benim deneyimim daha eski bir döneme ait ve koşullar bugün farklı olabilir. Bu yüzden Petersburg'u rotanın "şartlar uygunsa" durağı olarak düşünmek en sağlıklısı.

Koşullar elverdiğinde Petersburg, beyaz geceler döneminde (Haziran sonu) gece yarısı bile aydınlık sokaklarıyla benzersiz. Müze yoğunluğu yüksek olduğu için Petersburg kartı tarzı kombine biletler ve önceden online rezervasyon, hem zaman hem para kazandırıyor.

Semerkant ve Buhara: İpek Yolu'nun kalbi

Hocanın "mutlaka" dediği yerler arasında beni en çok heyecanlandıran Türkistan oldu. Özbekistan'daki Semerkant ve Buhara, İpek Yolu'nun en ihtişamlı durakları ve şaşırtıcı derecede az gezgin gidiyor. Semerkant'taki Registan Meydanı'nın üç medresesini ilk gördüğümde nefesim kesildi; çini işçiliği fotoğraflarda anlatılamıyor. Bibi Hanım Camii ve Timur'un türbesi Gûr-ı Emir de aynı meydandan yürüme mesafesinde.

Buhara daha sakin, daha "yaşayan müze" havasında; Poi Kalan kompleksi, eski kervansaraylar ve hamamlar arasında kaybolmak çok keyifli. İki şehir arası yüksek hızlı Afrosiyob treniyle yaklaşık 1,5 saat ve bilet tahmini birkaç yüz liraya denk geliyor; çok konforlu.

Bütçe açısından Özbekistan büyük sürpriz: konaklama, yemek ve müze ücretleri Avrupa'nın çok altında. Türkiye'den doğrudan uçuşlar var ve birçok milletten gezgine vizesiz/kolay giriş imkânı tanınıyor; yine de gitmeden güncel vize durumunu teyit edin. İlber Ortaylı'nın "mutlaka görün" dediği rotaları keşfedin derken, listede en az bilinen ama belki de en ödüllendirici durak burası.

Rotayı bir yıla yaymak: bütçe ve planlama

Bütün bu durakları tek seyahatte gezmek ne mantıklı ne de ekonomik. Benim yöntemim rotayı bir yıla yaymak: İstanbul'u uzun bir hafta sonuna, Orta Avrupa üçgenini bir haftalık tatile, Semerkant-Buhara'yı 5-6 güne, Petersburg'u ise koşullar uygun olduğunda ayrı bir gezi olarak planlamak.

Az bütçeyle gezmenin temel kuralları her durakta aynı işliyor:

  • Uçak biletini erken ve esnek tarihle al; hafta ortası uçuşlar genelde hafta sonundan ucuz.
  • Müze kombine biletlerini ve şehir kartlarını önceden hesapla; üç günde dört müze gezecekseniz neredeyse her zaman kazandırır.
  • Öğlen menüleriyle beslen, akşam yemeğini hafif tut; bu tek başına yemek bütçesini yarıya indiriyor.
  • Toplu taşımayı öğren; bu şehirlerin hepsi metro ve tramvayla çözülüyor, taksiye gerek kalmıyor.

Sonuç olarak, bir tarihçinin gözüyle çizilmiş bu rota bana "yer görmek" ile "yer anlamak" arasındaki farkı öğretti. Cebim de yorulmadı; çünkü tarih, çoğu zaman bedava ya da çok ucuz gezilebilen bir hazine. Listenin tek bir durağıyla başlasanız bile, gezme biçiminiz bir daha eskisi gibi olmuyor.

Sık Sorulan Sorular

İlber Ortaylı'nın resmi bir 'mutlaka görün' listesi var mı?

Hayır, yayımlanmış tek bir resmi liste yok. Bu rota, İlber Ortaylı'nın çeşitli söyleşi ve kitaplarında sıkça andığı şehirlerden bir gezgin gözüyle derlenmiştir. Yani hocanın bir buyruğu değil, tarih bakışından ilham alan bir gezi önerisidir.

Bu rotanın tamamı tek seyahatte gezilebilir mi?

Pratikte hayır; duraklar İstanbul'dan Özbekistan'a kadar çok geniş bir coğrafyaya yayılıyor. En mantıklısı rotayı bir yıla yaymak: her ekseni (İstanbul, Orta Avrupa, Petersburg, Türkistan) ayrı bir kaçamak olarak planlamak hem bütçe hem zaman açısından çok daha rahat.

Bu rotayı az bütçeyle gezmek mümkün mü?

Kesinlikle mümkün, çünkü tarihi gezmenin büyük kısmı ücretsiz veya çok ucuz. Şehir kartları ve kombine müze biletleri, erken alınan trenler-uçaklar, öğlen menüleri ve toplu taşıma kullanımı maliyeti ciddi düşürüyor. Özellikle Özbekistan, fiyatlarıyla büyük bir sürpriz.

Petersburg'a gitmek şu an uygun mu?

Rusya'ya seyahatte uçuş bağlantıları, vize ve giriş koşulları güncel siyasi duruma göre sık değişiyor. Bu yüzden Petersburg'u rotanın 'koşullar uygunsa' durağı olarak düşünmek en doğrusu. Planlamadan önce mutlaka resmi seyahat tavsiyelerini ve güncel uçuş durumunu kontrol edin.

Semerkant ve Buhara'ya Türkiye'den nasıl gidilir?

Özbekistan'a Türkiye'den doğrudan uçuşlar var. Semerkant ile Buhara arası yüksek hızlı Afrosiyob treniyle yaklaşık 1,5 saat ve oldukça konforlu. Birçok gezgine kolay giriş imkânı tanınıyor; yine de gitmeden önce güncel vize durumunu teyit etmenizi öneririm.

Orta Avrupa üçgenini gezmenin en ekonomik yolu nedir?

Viyana, Budapeşte ve Prag'ı trenle birbirine bağlamak en ekonomiği; erken alınan biletlerde tahmini 15-30 euro fiyatlar yakalanabiliyor. Merkeze metroyla bağlı dış mahallelerde konaklamak ve öğlen menülerini tercih etmek bütçeyi belirgin şekilde düşürüyor.