Lizbon'a indiğim ilk gün valizimi açtığımda içinde tek kullanımlık hiçbir şey olmadığını fark ettim ve kendimle gurur duydum. Sıfır atık seyahat bence vazgeçmek değil, biraz hazırlık ve biraz da farkındalık meselesi. O hafta boyunca Alfama'nın daracık sokaklarında, Time Out Market'in kalabalığında ve tramvaylarda tek bir plastik şişe bile satın almadım. Bunu başarmak hiç zor olmadı; sadece çantamda doğru birkaç eşya ve kafamda net birkaç alışkanlık taşıdım. Bu yazıda Lizbon özelinde denediğim, gerçekten işe yarayan yöntemleri tek tek anlatacağım.
✈️Lizbon uçak biletiGüncel en düşük fiyatları gör →Ülkene göre vize rehberi
Gideceğin ülkenin vize başvurusu, gerekli belgeler ve randevu adımlarını ülke ülke rehberimizde topladık.
Valizimde Sıfır Atık İçin Ne Vardı
Yola çıkmadan önce katlanabilir bir matara, iki bez çanta, bambu bir çatal-bıçak seti ve katı şampuan hazırladım; hepsi birlikte bir avuç yer kapladı. Katı şampuan ve sabunu özellikle öneririm çünkü hem sıvı kuralına takılmıyorsunuz hem de banyodaki minik plastik şişe ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Yanıma aldığım kumaş bir mendil ve tekrar kullanılabilir bir kahve bardağı ise sonradan en çok işime yarayan iki parça oldu. Bu malzemelerin tamamına İstanbul'da yaklaşık 600-800 TL arasında bir bütçeyle sahip olmuştum.
İlk gün bu eşyaları kullanmayı unutmamak için onları valizin değil, günlük sırt çantamın en üst gözüne yerleştirdim ve bu küçük detay her şeyi değiştirdi. Çünkü sıfır atık seyahatte en büyük düşman unutkanlık; matara çantanın dibinde kalırsa kioskten plastik şişe almak çok kolaylaşıyor. Sabah otelden çıkmadan mataramı doldurmayı ve bez çantayı katlayıp cebe atmayı bir ritüel haline getirdim. Birkaç gün sonra bu hareketler dişimi fırçalamak kadar otomatik hale geldi.
Sıfır atık eşyalarını valize değil, her sabah açtığın günlük çantanın en üst gözüne koy; gözden uzak olan kullanılmıyor.
Su Şişesi Derdine Çeşmeler Çözüm Oldu
Lizbon'da en çok merak ettiğim konu içme suyuydu ve sevinerek söyleyeyim ki şehrin çeşme suyu içilebilir ve oldukça lezzetli. İlk gün otelin resepsiyonuna sorduğumda da musluk suyunu rahatlıkla içebileceğimi söylediler, ben de mataramı her sabah lavabodan doldurdum. Şehirde gezerken Príncipe Real ve Jardim da Estrela gibi parklarda ve meydanlarda eski taş çeşmeler görmek mümkün; bunların çoğu hâlâ çalışıyor. Bir haftada en az on plastik şişeyi böylece almaktan kurtuldum, ki bu yaz sıcağında günde iki şişeye denk geliyordu.
Restoranlarda da bana sürekli şişe su yerine kibarca musluk suyu (agua da torneira) isteyebileceğimi öğrendiğimde rahatladım, çünkü Portekiz'de bu son derece olağan bir talep. Bazı kafelerde şişe su 2-3 € iken musluk suyu çoğu zaman ücretsizdi, yani hem cüzdanım hem doğa kazandı. Yanımda matara olduğu için uzun yürüyüşlerde susuz kalma korkusu yaşamadım ve gereksiz alışveriş dürtüsü tamamen kayboldu. Tek dikkat ettiğim şey, çok eski görünen ya da üzerinde uyarı olan çeşmelerden kaçınmaktı.
Restoranda su isterken 'agua da torneira, por favor' demen yeterli; Lizbon'da musluk suyu istemek hiç ayıp karşılanmıyor.
Pazarda ve Markette Plastiksiz Alışveriş
Kahvaltılık ve atıştırmalık almak için süpermarket yerine Mercado de Campo de Ourique gibi semt pazarlarını tercih ettim ve bu hem daha keyifli hem daha az atıklı oldu. Meyveyi tezgahtan kendi bez çantama koyduğumda satıcı önce şaşırdı, sonra gülümseyerek onayladı; bir avuç incir ve şeftali için yaklaşık 3-4 € ödedim. Peynir ve zeytin gibi ürünleri kendi kabıma koydurmak bazı yerlerde mümkün olmasa da, denemekten zarar gelmiyor. Açıkta satılan ekmek ve kuru meyve, plastik ambalajdan kaçmanın en kolay yoluydu.
Büyük zincir marketlerde bile artık poşet yerine bez çanta kullanmak son derece normal karşılanıyor, kasada ekstra poşet istemediğimde kimse tuhaf bakmadı. Tek kullanımlık ambalaj konusunda en çok zorlandığım yer paketli atıştırmalıklardı, bu yüzden onların yerine tezgahtan tartılan kuruyemiş ve taze meyveye yöneldim. Bir haftalık alışverişimde topladığım plastik atık, normalde bir günde ürettiğimden bile azdı. Bu küçük değişiklikler birikince ortaya gerçekten görünür bir fark çıkıyor.
Semt pazarlarına kendi bez çantanla ve küçük bir kapla git; taze ürünleri ambalajsız almak hem ucuz hem de daha lezzetli oluyor.
Sokak Yemeği ve Kahveyi Atıksız Yemek
Lizbon'un meşhur tatlısı pastel de nata'yı ilk denediğimde tek kullanımlık tabak yerine masada oturup porselen tabakta yemeyi seçtim ve bu küçük tercih hem deneyimi güzelleştirdi hem atığı sıfırladı. Bir pastel de nata genelde 1.20-1.50 € civarında ve çoğu pastane içeride oturmak için aynı fiyatı uyguluyor. Kahvemi de ayaküstü değil, ayakta tezgahta (ao balcão) bir espresso olarak içmeyi alışkanlık haline getirdim; bu hem Portekiz kültürüne uygun hem de bardak atığı üretmiyor. Sadece bu tercihle bir haftada onlarca tek kullanımlık bardaktan kurtuldum.
Paket almak zorunda kaldığım nadir anlarda yanımdaki katlanır kahve bardağını ve bambu çatal setimi kullandım, satıcılar genelde memnuniyetle kabul etti. Time Out Market gibi yoğun yerlerde plastik kaçınılmaz görünse de, masaya oturup gerçek tabakla yemek seçeneği neredeyse her zaman vardı. Acele etmemek ve bir yere oturup yemek, sıfır atık seyahatin yavaş seyahatle ne kadar iç içe olduğunu bana gösterdi. Sonuçta bir şehri tanımanın en güzel yollarından biri de tezgah başında bir kahve içmek değil mi?
Kahveni ao balcão yani tezgahta ayakta iç; hem yerliler gibi hissedersin hem de tek kullanımlık bardak çöpü hiç çıkmaz.
Konaklamada Küçük Ama Etkili Tercihler
Kaldığım yeri seçerken her gün havlu ve çarşaf değiştirmeyen, su ve enerji konusunda hassas küçük bir pansiyonu tercih ettim ve odadaki minik plastik şampuan şişeleri yerine kendi katı sabunumu kullandım. Resepsiyona havlumu her gün değiştirmemelerini söylediğimde bunu zaten teşvik ettiklerini öğrendim. Banyodaki tek kullanımlık terlik ve duş bonelerine hiç dokunmadan haftayı tamamladım. Bu tür konaklamalar genelde gecelik 60-90 € aralığında ve aşırı paketlemeden kaçınan işletmeler giderek artıyor.
Kahvaltıda büfede gördüğüm tek kullanımlık porsiyon reçel ve tereyağı paketleri yerine açık kaplardan almayı seçtim, mümkün olduğunca da tabağıma yiyebileceğim kadar koydum. Yemek israfı da aslında bir tür atık olduğu için, az alıp tekrar gitmeyi tercih ettim. Odada gereksiz yere açık kalan ışıkları ve klimayı kapatmak gibi küçük alışkanlıklar evdeyken yaptıklarımdan farklı değildi. Seyahat ederken de aynı sorumlulukla davranmak bana hiç zahmetli gelmedi, aksine huzur verdi.
Rezervasyon yaparken işletmeye havlularını her gün değiştirmemelerini ve dolum sabun kullanıp kullanmadıklarını sorabilirsin; çoğu buna bayılıyor.
Yürüyerek ve Tramvayla Düşük Etkili Gezi
Lizbon yokuşlarıyla ünlü olsa da, şehri keşfetmenin en az atıklı ve en keyifli yolu yürümek ve toplu taşımayı kullanmaktı. Tek tek bilet almak yerine cüzdanımda taşınabilir bir Viva Viagem kartı aldım, üzerine bakiye yükledim ve böylece her seferinde kağıt bilet çöpü üretmedim; kartın kendisi 0.50 € gibi sembolik bir ücret. Meşhur 28 numaralı tramvaya bindiğimde tek kullanımlık hiçbir şeye ihtiyacım olmadı, sadece manzaranın tadını çıkardım. Alfama'dan Baixa'ya kadar olan yolların çoğunu yürüyerek geçtim ve bu sırada şehri çok daha derinden tanıdım.
Kısa mesafeler için taksi veya araç çağırma uygulamaları yerine metro ve tramvayı tercih etmek hem karbon ayak izimi düşürdü hem de cüzdanıma iyi geldi. Günlük ulaşım için yaklaşık 6.80 € değerindeki 24 saatlik sınırsız kartı aldığımda hem ekonomik hem de pratik oldu. Yürürken yanımda matara ve bez çanta olduğu için yol üstünde gereksiz alışveriş yapma dürtüsü de azaldı. Sonuçta yavaş gezmek, hem doğaya hem de seyahatin ruhuna en uygun yöntem olarak kalbimde yer etti.
Tek seferlik kağıt bilet yerine yeniden doldurulabilir Viva Viagem kartı al; hem çöp çıkarmazsın hem de her binişte sıraya girmekten kurtulursun.
Rotanı keşfet
Blog'daki şehir ve rota rehberleriyle planını tamamla.
🗺️ Tüm rehberler →Sık Sorulan Sorular
Lizbon'da musluk suyu içilebilir mi?
Evet, Lizbon'un şebeke suyu içilebilir ve genelde lezzetlidir. Otellerin çoğu da musluk suyunu rahatlıkla içebileceğinizi söyler, bu yüzden yanınızda bir matara taşımanız yeterli.
Sıfır atık seyahat için en gerekli üç eşya nedir?
Bence katlanabilir bir matara, bir bez çanta ve katı sabun ya da şampuan olmazsa olmaz. Bu üçü tek başına ürettiğiniz plastik atığın büyük kısmını ortadan kaldırır ve çantada neredeyse hiç yer kaplamaz.
Restoranlarda musluk suyu istemek ayıp mı?
Hayır, Portekiz'de musluk suyu (agua da torneira) istemek son derece olağandır. Çoğu yer bunu ücretsiz ya da çok düşük ücretle verir, böylece şişe su parasından da tasarruf edersiniz.
Sıfır atık seyahat pahalı mı?
Tam tersine genelde daha ucuza geliyor. Şişe su, poşet ve paketli atıştırmalık almadığınız için para biriktiriyor, semt pazarından açık ürün aldığınızda da fiyatlar markete göre daha uygun oluyor.
Katı şampuan ve sabunu uçağa alabilir miyim?
Evet, katı kozmetikler sıvı sayılmadığı için kabin bagajındaki 100 ml sıvı kuralına takılmaz. Bu yüzden hem el bagajıyla seyahat edenler hem de plastiksiz yaşamak isteyenler için ideal bir seçenektir.
Lizbon'da plastiksiz alışveriş için nereye gitmeliyim?
Mercado de Campo de Ourique gibi semt pazarları ve küçük manavlar en iyi tercih. Buralarda meyve, sebze, kuruyemiş ve ekmeği kendi bez çantanıza ambalajsız koyabilir, plastikten kolayca kaçınabilirsiniz.