Prag'a indiğimde ilk düşüncem, 'şehir güzel ama acaba cebimi ne kadar yakacak?' oldu. Bu yüzden iki gün boyunca yediğim her köfteyi, bindiğim her tramvayı ve girdiğim her kale kapısını fişlerle birlikte not aldım. Sonuçta ortaya, ezbere değil gerçekten yaşadığım bir prag bütçe dökümü çıktı. Aşağıda sana hem rotamı hem de tek tek maliyetleri anlatacağım; böylece kendi planını yaparken neyin ne kadar tuttuğunu net göreceksin. İnan bana, doğru mahalleyi seçince Prag sandığından çok daha uygun bir şehir.
Çekya vizeni hazırla
Prag planın varsa vize başvurusu, belgeler ve randevu adımları rehberimizde.
Havalimanından Şehre ve Toplu Taşıma
Václav Havel Havalimanı'ndan şehir merkezine taksiyle gitmedim çünkü fiyatların 700-900 koron (yaklaşık 28-36 euro) arasında gezindiğini görmüştüm. Onun yerine 119 numaralı otobüse binip Nádraží Veleslavín metro durağında A hattına aktarma yaptım; tüm yolculuk 40 koron civarındaki tek bir 90 dakikalık bilete sığdı. Merkeze ineli yarım saat bile olmamıştı ve cebimden 2 euro bile çıkmamıştı.
İki gün boyunca metro, tramvay ve otobüsü sınırsız kullanmak için 24 saatlik bilet aldım, fiyatı 120 koron (yaklaşık 5 euro) idi. İkinci gün için ikinci bir 24 saatlik bilet daha aldım; yani toplam ulaşımım 240 koron oldu. Özellikle 22 numaralı tramvayı tavsiye ederim, kaleye çıkarken hem yorulmuyorsun hem de cam kenarından bütün Mala Strana'yı bedavaya seyrediyorsun.
Bileti durağın sarı makinesinde mutlaka damgala; kontrolde damgasız bilet 1000 koron ceza demek.
Nerede Kaldım ve Konaklama Maliyeti
Merkezdeki Old Town otellerinin gecesi rahat 100 euroyu bulduğu için ben biraz uzakta, Žižkov mahallesinde küçük bir pansiyon seçtim. Gecesi kahvaltı dahil 1450 koron (yaklaşık 58 euro) tuttu, iki gece için toplam 2900 koron ödedim. Burası turistik kalabalıktan uzak, yerel barların olduğu samimi bir semt; akşam dönerken kendimi gerçekten Prag'da yaşıyormuş gibi hissettim.
Žižkov'dan merkeze tramvayla on beş dakikada iniyordum, bu yüzden konum hiç sorun olmadı. Eğer bütçen daha kısıtlıysa bölgedeki hostel yatakları 400-600 koron arasında bulunabiliyor. Benim tavsiyem, Wenceslas Meydanı'na birebir bakan pahalı odalara para vermek yerine bir-iki durak ötede kalıp aradaki farkı bira ve müzeye harcamak; manzara değil ama deneyim katlanarak artıyor.
Rezervasyonu hafta içine denk getirdim; aynı oda hafta sonu neredeyse 20 euro daha pahalıydı.
Birinci Gün: Eski Şehir ve Köprü
İlk günü tamamen yürüyerek geçirdim ve bu yüzden neredeyse hiç para harcamadım. Sabah Eski Şehir Meydanı'ndaki Astronomik Saat'in başında durup her saat başı çalan figürleri izledim; meydanda durmak bedava, sadece saat kulesine çıkmak 300 koron (yaklaşık 12 euro). Kuleye çıktım çünkü Prag'ın o kırmızı çatı denizini yukarıdan görmek bence şehrin en iyi kaybedilmeyecek anlarından biri.
Öğleden sonra Charles Köprüsü'nü baştan sona yürüdüm; köprü tamamen ücretsiz ama heykellerin arasında portre çizen ressamlara ve sokak müzisyenlerine para kaptırmamak için kendimi zor tuttum. Akşamüstü kalabalık dağılınca köprüye tekrar geldim, çünkü gün batımında ışıklar yanarken köprü bambaşka bir yer oluyor ve bu manzara için tek kuruş ödemiyorsun.
Charles Köprüsü'ne sabah sekizden önce git; hem fotoğrafta kimse olmuyor hem de huzur içinde yürüyorsun.
İkinci Gün: Kale ve Mala Strana
İkinci gün rotamın merkezinde Prag Kalesi vardı. Kale avlularında dolaşmak ücretsiz, ama St. Vitus Katedrali'nin içi, Eski Kraliyet Sarayı ve Altın Sokak'ı kapsayan standart kombine bileti 250 koron (yaklaşık 10 euro) aldım. Katedralin içindeki vitraylar gerçekten nefes kesiciydi; o bileti aldığıma hiç pişman olmadım, çünkü sadece dışarıdan bakıp dönmek bana eksik kalırdı.
Kaleden aşağı Mala Strana'nın dar sokaklarına indim ve meşhur Lennon Duvarı'na uğradım; orası da tamamen bedava. Öğle yemeğini bu bölgedeki küçük bir lokantada yedim ve sonra Petřín tepesine yürüyerek çıktım; teleferik yerine merdivenleri tercih ettim, hem 60 koron cebimde kaldı hem de tepeden tüm şehir ayaklarımın altına serildi.
Kale biletini gişe yerine internetten al; sıra beklemeden giriyorsun ve fiyat aynı kalıyor.
Yeme İçme: Bira, Köfte ve Kahve
Prag'da yemek beni en çok şaşırtan kalemdi çünkü doğru yeri seçince inanılmaz ucuz. Yerel bir birahanede yediğim guláš ve knedlík tabağı 220 koron (yaklaşık 9 euro), yanında yarım litre Pilsner ise sadece 55 koron. Turistik meydanların bir-iki sokak arkasına geçtiğinde aynı bira meydanda 90 koron iken arka sokakta 45 korona düşüyor; bu fark iki günde ciddi para demek.
Kahve ve atıştırmalık için günde ortalama 150-200 koron ayırdım; meşhur trdelník tatlısını bir kez denedim ama açıkçası tamamen turistik bir şey, 90 korona değdiğini düşünmüyorum. Bunun yerine bir fırından aldığım taze çörekler hem daha lezzetli hem de yarı fiyatınaydı. İki günlük tüm yeme içme masrafım yaklaşık 1100 koron (44 euro) civarında kaldı.
Menüde fiyatı yazmayan veya sadece İngilizce menü uzatan yerden uzak dur; en pahalı faturaları oralarda aldım.
İki Günün Toplam Bütçesi
Şimdi hepsini toplayalım çünkü asıl merak edilen bu. İki gece konaklama 2900 koron, iki günlük ulaşım 240 koron, müze ve kale giriş biletleri toplam 550 koron, yeme içme 1100 koron ve ufak tefek harcamalarla birlikte toplamım yaklaşık 4900 koron, yani 195 euro oldu. Bu rakam tek kişilik ve oldukça konforlu bir gezi içindi.
Eğer hostelde kalıp daha sade yersen bu rakamı rahatlıkla günlük 40-45 euroya indirebilirsin. Tersi de mümkün; merkezde lüks otel ve her öğün turistik restoran seçersen aynı iki gün kolayca 350-400 euroya çıkar. Benim çıkardığım prag bütçe tablosu, orta yolu tutturmak isteyen biri için sağlam bir referans noktası olur diye düşünüyorum.
Nakit bozdurmayı havalimanındaki kabinlerde değil, şehirdeki düşük komisyonlu döviz bürolarında yap; kur farkı şaşırtıcı derecede yüksek.
Cebini Koruyacak Pratik Notlar
Prag'da en büyük tuzak döviz bürolarının gizli komisyonları; vitrinde harika kur yazıp işlem anında yüzde 10 kesinti yapan yerler var, bu yüzden ben çoğu yerde kartla ödeyip ATM'den koron çektim. Ayrıca restoranlarda hesaba bakarken servis ücreti eklenmiş mi diye kontrol et, yoksa hem onu ödeyip hem üstüne bahşiş bırakma hatasına düşebilirsin.
Bir diğer önemli nokta, popüler yerlerin biletlerini önceden internetten almak; hem sıra beklemiyorsun hem bazen ufak indirim çıkıyor. Son olarak, şehir merkezi tamamen yürünebilir olduğu için gereksiz taksiye binmemeye özen göster; ben iki günde sadece tramvay ve metro kullanarak hem para hem zaman kazandım. Bu küçük alışkanlıklar toplamda kolayca 30-40 euro fark yaratıyor.
Süpermarketten bir su ve atıştırmalık al; turistik bölgede küçük bir şişe su bile üç katı fiyata satılıyor.
Prag'ı keşfet
Prag gezi rehberine göz atıp rotanı tamamla.
🗺️ Prag gezilecek yerler →Sık Sorulan Sorular
Prag'da 2 gün yeterli mi?
İki gün şehrin kalbini görmek için fazlasıyla yeterli. Eski Şehir, Charles Köprüsü ve Prag Kalesi'ni rahatça gezebilir, hatta bir tepeye çıkıp manzaranın tadını çıkarabilirsin.
Prag bütçe olarak ne kadar para götürmeliyim?
Orta seviye bir gezi için kişi başı günde 90-100 euro rahat ettiriyor. Hostelde kalıp sade yersen bu rakam günde 40-45 euroya kadar düşebilir.
Prag'da euro mu yoksa koron mu kullanılıyor?
Resmi para birimi Çek Koronu (CZK). Bazı turistik yerler euro kabul etse de kuru kötü uyguluyorlar, bu yüzden koron kullanmak her zaman daha mantıklı.
Havalimanından şehre en ucuz nasıl gidilir?
119 numaralı otobüse binip Nádraží Veleslavín'de metroya aktarma yaparak gidebilirsin. Tüm yolculuk tek bir 40 koronluk biletle, yani yaklaşık 2 euroya tamamlanıyor.
Prag Kalesi'ne giriş ücretli mi?
Kale avlularında dolaşmak ücretsiz. Katedralin içi, saray ve Altın Sokak'ı kapsayan kombine bilet ise yaklaşık 250 koron, yani 10 euro civarında.
Prag'da yemek pahalı mı?
Turistik meydanların bir-iki sokak arkasına geçersen oldukça uygun. Yerel bir birahanede ana yemek 9 euro, yarım litre bira ise 2 euronun altına gelebiliyor.